"Kırsaldan kente gelen kadın için mobil iletişim bir güvence aracı.” | Türkiye Vodafone Vakfı - Resmi İnternet Sitesi

"Kırsaldan kente gelen kadın için mobil iletişim bir güvence aracı.”

KAGİDER Başkanı Gülden Türktan, Teknolojide Kadın Hareketi projesinin eğitime vurgu yaptığını, kadınların teknolojinin öğrenilebilir olduğunu gördüklerinde, bunun eğitimini aldıklarında cesaretlerinin arttığını söyledi

Türkiye Vodafone Vakfı’nın desteklediği ‘Teknolojide Kadın Hareketi’ projesinin ortaklarından Kadın Girişimcileri Destekleme Derneği (KAGİDER) Başkanı Gülden Türktan, kadının teknolojiyi öğrendikçe daha da cesaretlendiğini, özellikle mobil teknolojinin hayatını kolaylaştırıp zaman kazandırdığını belirterek, “Mobil teknoloji hem kadını güçlendiriyor hem de güvenliğini sağlıyor” dedi. Kadın istihdamı ve girişimciliği konusunda eğitimin çok önemli olduğunu, Türkiye Vodafone Vakfı’nın projesinin de eğitime çok güzel vurgu yaptığını belirten Türktan, kadın girişimciliği, teknolojinin kadının güçlenmesindeki rolü ve Teknolojide Kadın Hareketi projesine ilişkin sorularımızı yanıtladı.

Türkiye’de kadın istihdamıyla ilgili güncel veriler nelerdir?
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK)  2012 sonu verilerine göre ülkemizde çalışan kadın sayısı 7,3 milyon. Çalışan her beş kadından üçünün sosyal güvencesi yok. İki sene önce kadın istihdam oranı yüzde 25 civarındaydı. Bugün neredeyse yüzde 30’a yükseldi. Bugün kadın ve genç çalıştırmak işveren açısından bir avantaj. Kadın çalıştırmak, erkek çalıştırmaya göre nispeten ucuz. Bu da kadın istatistiklerine çok önemli bir etki yaptı. Devletin verdiği minik bir teşvikin bunda ciddi katkısı var. Kadın istihdamının kısa sürede 5 puan artırması bizim KAGİDER olarak Vodafone ile diğer kurumlarla birlikte yaptığımız çalışmalarda hükümetten teşvik talep etmemiz gerektiğini ve teşviklerin yerini bulduğunu gösteriyor.

Kadın istihdamında gerideyiz. AB ve OECD ülkelerine bakarsak kadın istihdamı oranı yüzde 60 oranında. Bizim hedefimiz 10 yıl sonra yüzde 35. Ne yazık ki kadınların sadece dörtte biri iş hayatında. Kadınlar aynı işi yaptıkları halde yüzde 40 daha az maaş alıyor, kadınların sadece yüzde 10’u üst düzey yönetici, kadın işverenlerin erkeklere oranı ise yüzde 15. Kadının ayaklarının üzerinde durması çok büyük bir özgüven ve aile içinde çok büyük bir fark yaratıyor. Kadının güven duygusu geliştiği gibi eşin, çocukların da kadına bakışı değişiyor, saygıları artıyor.  Bu nedenle kadının desteklenmesi çok önemli.

Türkiye’de kadının istihdamının az olmasında en temel faktörler neler?
Çok belirgin üç sorun var. Vodafone ile birlikte yaptığımız projede de bu ortaya çıktı. Kadının okur-yazarlığı erkek okuryazarlığına göre düşük. Kadın üniversite eğitimi aldığında erkekle eşit hale geliyor. Son 20-30 yılda şehirlere ciddi göç oldu. Tarımda çalışan ve ayaklarının üzerinde duran kadın şehre göç edince eğitimsizliği nedeniyle iş bulamaz oldu. Bu, hem kadın hem de aile için ciddi ekonomik kayba yol açtı. Kadın, şehirde bir nevi ikinci plana itiliyor. Eğitimsizlik, vasıfsızlık şehirde kadının iş bulmasına engel ve bu da kadının ekonomiye katılmasını zorlaştırıyor.

Kadın istihdamını, kadın girişimciliğini artırmak için hangi noktayı temel alarak işe başlamak gerekiyor sizce?
Konuya doğru odaklanabilmek için bu soruyu sormak gerekiyor. Kendi hayat süreci içinde girişimci kadınlara baktığımızda çoğunun istihdam içinden geldiğini görüyoruz. Yani kadın girişimciliğinde en büyük akar istihdamın içinden geliyor. Peki, kadın istihdama nereden geliyor? Eğitimden geliyor. Literatürde ‘3E’ var. Education, employment, entrepreneurship. Yani, eğitim, istihdam ve girişimcilik. Kadına eğitim vermeliyiz ki ayaklarının üzerinde durabilsin. Ancak bu sadece ortaokul, lise veya üniversite eğitim değil, girişimcilik bilgisini de kapsamalı ki kadın rekabet ortamında tutunabilsin. Vodafone’un ‘Teknolojide Kadın Hareketi projesi eğitime çok güzel vurgu yapıyor. Bu yönüyle proje kalbimize girdi.

‘PROJE, KADININ GÜÇLENDİRİLMESİNİ HEDEFLİYOR’

Teknoloji, kadın girişimciliğini nasıl etkileyecek?
Eskiden ‘teknoloji ve kadın’ kelimeleri bir tabuydu. ‘Kadının teknolojide yeri yok’ deniyordu. Oysa şimdi dünya devi teknoloji şirketlerinin başına geçmiş kadınlar var. Teknolojinin, hijyenik olması, detaylara odaklanmayı ve titizlik isteyen özellikleri kadın yapısıyla uyuşuyor.  Yeni teknoloji şirketlerinde bu detaylar çok önemli ve bu özellikler de kadını ön plana çıkarıyor.
Öncelikle teknoloji öğrenilebiliyor. Bu yönüyle kadınları cesaretlendirici yönü var. Kadınlara, ‘Teknolojiyi öğrenebilirsin. Bu telefonun açma düğmesine basabiliyorsun hâlbuki bunun başka özellikleri de var. Bunu başkalarına öğretebilir ve bu konuda ekmek kazanabilirsin” demek, onu cesaretlendirmek önemli. Eğitimin de öyle bir boyutu var. “Ben teknoloji öğrenemem” diyen bir kadın, teknolojinin öğrenilebilir olduğunu görünce cesareti artıyor. Bunun üst aşamaları da var. Örneğin, “Madem teknoloji eğitimi aldım satıcılık eğitimi de alayım” diye cesaretleniyor.

Türkiye Vodafone Vakfı’nın desteklediği ‘Teknolojide Kadın Hareketi’ projesinin ortaklarından birisiniz. Neden bu projede yer aldınız?
Proje, KAGİDER olarak yapmak istediğimiz şeyle çok örtüşüyor, kadının güçlendirilmesini hedefliyor. Bakıldığında bizler, çok şehirlerde kalmış, kırsala uzak gibi görünebiliriz. ‘Teknolojide Kadın Hareketi’ projesi bizi tamamlayıcı, kırsala yaklaştırıcı bir rol de oynadı diyebilirim.

Proje kapsamında bugüne kadar bin 300 kadına ulaşıldı. Teknolojiyi öğrenen kadınların hayatında nasıl bir farklılık oluştu? Bu konudaki gözlemleriniz nelerdir?
Kadın dinlemeyi biliyor. Kadın eğitime bir nevi aç ve bu nedenle dinliyor. Çünkü bugüne kadar ona bu fırsat verilmemiş. “Bu dersi dinledim, anladım. Bunu paraya dönüştüremesem,  eşime dostuma anlatsam bile çok önemli” diyerek mutlu oluyor kadın. İlla teknolojide değil başka bir konuda çalışsa bile öğrendikleri çok anlamlı oluyor. Örneğin interneti kullanmayı öğrenince, “Torunumla internetten konuşacağım” diyor. Bu bile kadına heyecan veriyor.  

Teknolojide Kadın Hareketi projesinin sonuçlarını, kadın hayatına yansımasını nasıl göreceğiz peki?
Bunun yansımalarını devletimiz ölçecek. Kadın istihdam oranı yüzde 25’ten 35’e, 40’a çıktığında yaptığımız çalışmaların amacına ulaştığını anlayacağız. Artık kadının çalışması daha çok özendiriliyor. Bugün organik reçel yapan, ailesiyle birlikte küçük işletme kuran çok sayıda kadın var. Bu, bir iş kolu haline geldi. Belki kadınlar bu şekilde büyük şirketlerin ulaştığı kanallara ulaşamıyor ancak kazandığı parayı ailesine, çocuğunun eğitimine harcayabiliyor. Bugün her ilde küçük işletmeler var. Bu bir bilinç ve cesaretlendirmenin sonucu. Teknolojide Kadın Hareketi projesi kapsamında eğitim alan bir kadın cesaretlendiği için, “Reçel işine gireceğim” diyebiliyor. Bu sadece kadını değil, aileyi de güçlendiriyor.


‘MOBİL İLETİŞİM KADININ HAYATINI KOLAYLAŞTIRIYOR’

Teknolojinin kadını güçlendirmeye nasıl katkısı var?
Yapılan çalışmalar kadının erkeğe göre iletişim becerisinin yüksek olduğunu gösteriyor. Mobil teknoloji de bir iletişim aracı. Kadın, hem anne, hem eş, hem çalışan birey. Yani birçok görevi bir arada götürüyor.  Mobil iletişim, kadının hayatını kolaylaştırıyor, zaman kazandırıyor. Bu nedenle ‘mobil teknoloji’ ve ‘kadın’ birbirine çok yakın iki kavram.  Ekonomik özelliklerden dolayı yapay bir uzaklık var aslında. Sabit geliri olmadığında telefonu da olmuyor kadının. Bu projenin, bu anlamda da önemi var. Teknolojide Kadın Hareketi projesi, kadına hayatını kolaylaştıracak bir aracı olduğunu söylüyor. Kırsaldan kente gelen kadın için de mobil iletişim bir güvence aracı. Mobil teknoloji hem kadını güçlendiriyor hem de güvenliğini sağlıyor.

Özel sektör, kamu ve sivil toplum örgütleriyle ortaklaşa yürütülen projeler, kadınlar açısından nasıl fark yaratıyor?
Bu tür projelere çok değer veriyoruz. Özellikle Vodafone’un bu projede olmasını çok değerli buluyoruz.  Kurumların kadına bakışını güçlendirmek durumundayız. Tekonolojide Kadın Hareketi projesi hem bakanlığın, hem Türkiye Bilişim Vakfı’nın hem bizim içinde yer aldığımız bir proje ve sonuçta kadın kazanıyor. Burada özel sektörün itici güç olma özelliği var.

Peki, özel sektör neden kadına yönelsin?
Çünkü özel sektör, kadına yatırım yaptıkça kazandığını görüyor. Arabadan eve, ekmeğe kadar satın almanın kararını kadın veriyor. Şirketler, bunu keşfedince kadının önemli bir tüketici olduğunu gördüler. Araba tüketimi erkeğe yönelik gibi görünüyor ancak arabayı kullanan sadece erkek değil. Hatta kadın ailenin alacağı arabanın kararını verebiliyor ya da bu kararda çok etkili oluyor. Şirketler, bu karar mekanizmasının nasıl çalıştığını anlamak için kadını kendi saflarına çekmeye başladı hatta kadını karar noktalarına getirdi. Örneğin kadınların beğenebileceği arabalar yapma yoluna gidiliyor. Şimdi arabaya binen kadının çantasını nereye koyacağı bile önemli oluyor. Aslında iş dünyası gerçek müşteriyi tanıdı diyebiliriz.