“Geleceğe İlk Adım Projesi oğlumun ve benim hayatımızı değiştirdi.” | Türkiye Vodafone Vakfı - Resmi İnternet Sitesi

“Geleceğe İlk Adım Projesi oğlumun ve benim hayatımızı değiştirdi.”

‘HER ANNE EĞİTİM ALMALI

Türkiye Vodafone Vakfı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) işbirliğiyle yürütülen ‘Geleceği İlk Adım’ projesi kapsamında oluşturulan İlk Adım Anaokulu’na oğlunu gönderen ve Anne Destek Programı eğitimlerine katılan Arzu Uzun, eğitimler sayesinde pek çok şeyi yanlış yaptığını öğrendiğini ve bu eğitimleri her annenin alması gerektiğini söylüyor

Samsun Atakum’da oturan Arzu Uzun’un 5 yaşındaki oğlu Muhittin, Orhan Gencebay İlköğretim Okulu bünyesindeki Geleceği İlk Adım Anaokulu’na bu yıl başladı. Anne Arzu Uzun, çocuğunun anaokuluna başlaması ve Geleceğe İlk Adım Projesi kapsamında verilen Anne Destek Programı’na katıldıktan sonra hayatının değiştiğini belirtiyor. Oğlunun okula başlamasıyla birlikte daha paylaşımcı ve disiplinli olduğunu belirten Arzu Uzun, “Anne Destek Programı’na katılınca pek çok şeyi yanlış yaptığımı öğrendim. Eskiden çok korumacıydım ve bunun doğru olduğunu sanıyordum. Düşmesin diye hep elini tutardım, merdivenlerden inerken kucağıma alırdım. Aslında tüm bunların çocuğun kendine olan güvenini zayıflattığını öğrendim. Türkiye Vodafone Vakfı ve AÇEV’in Anne Destek Programı bu anlamda çok faydalı oldu. Her anne eğitim almalı” diyor.

Arzu Uzun, Muhittin okula başlamadan önce hemen hemen her annenin yaptığı gibi kendini oğluna adamıştı. Tek çocuk olduğu için üzerine titrediği oğluyla tüm zamanını geçiriyor, evde onunla etkinlikler yapıyordu. Ancak bir süre sonra kendisi de enerjisinin Muhittin’e yetmediğini anladı. Evlerinin yakınındaki Geleceğe İlk Adım Anaokulu’na Muhittin’i deneme amaçlı olarak götürdü. Ana sınıfı öğretmeni Reyhan Tat, ilk günün sonunda Muhittin’in bir dişinin sallandığını, yakında düşeceğini söyleyince şaşırdı. Çünkü çok dikkatli bir anne olduğunu düşünmesine rağmen bunu fark etmemişti. Anne Uzun, Muhittin’in ana sınıfına devam etmesi kararını aldı.

‘OĞLUM PAYLAŞMAYI ÖĞRENDİ

Muhittin’in okula başlamasıyla anne Arzu Uzun’un da hayatı değişti. Daha önce ertelediği sosyal hayatına geri döndü. “İnanır mısınız kuaföre gitmeyi unutmuşum. Bütün günüm oğlumla geçiyormuş. İlk başlarda yalnız kalınca bocaladım. Ama sonra Muhittin yokken dinlendiğimi böylece okuldan geldiğinde onunla daha kaliteli zaman geçirdiğimi fark ettim” diyen Arzu Uzun, Muhittin’in okulla birlikte günden güne değiştiğine tanık olduğunu söylüyor.

Oğlu okula başlamadan önce yemek saatlerinin düzensiz olduğunu, dağınıklığını toplamadığını, ne kadar çok uğraşırsa uğraşsın kurallara uymayı sağlayamadığını ifade eden Arzu Uzun, şöyle konuşuyor:

“Muhittin tek çocuk olduğu için paylaşmayı bilmiyordu. Şimdi her şeyi paylaşıyor ve ‘paylaşmak çok güzel’ diyor. Televizyon izlemeyi kendi kendine kısıtladı. ‘Ödevimi yapmam gerekiyor’ diyerek kitabının başına gidiyor. Bu sene dışarıda da daha fazla arkadaş edindi. Okulun çok faydası olduğunu düşünüyorum. Dağınık bir çocuktu, ben topluyordum arkasını. Ne kadar uğraşsam da ona düzenli olmayı, sorumluluklarını yerine getirmeyi öğretemedim. Ama okulda bu alışkanlığı edinmeyi başardı. Yemek saatleri düzene girdi. Birçok meyveyi yemezdi. Şimdi bütün meyvelerden yiyor. Sayıları, kavramları öğrendi. Şarkılar söylüyor ve bu çok hoşuma gidiyor. Dili de gelişti. Okula gitmeden önce bazı kelimeleri bebek gibi söylüyordu. Muhittin okula gidince benim hayatımda da her şey düzene girdi. Sosyal hayatıma geri döndüm. Okula gitmeden önce tüm ilginin kendisinde olmasını isteyen oğlum artık benim de bir hayatım olduğunu kabul etti.”

‘OĞLUMU DİNLEMEYİ ÖĞRENDİM’

Anne Arzu Uzun, Türkiye Vodafone Vakfı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) işbirliği kapsamında yürüyen ‘Geleceğe İlk Adım Projesi’ kapsamında verilen Anne Destek Programına da katılmış. Programın çok faydası olduğunu ve doğru sandığı pek çok şeyin yanlış olduğunu öğrendiğini anlatan Uzun, hayatındaki değişimi şöyle anlatıyor:

“Bunaldığım, çocuğuma ‘Yeter, artık uyu’ dediğim çok zaman oldu. Ne kadar dikkat etsem, bilinçli bir anne olmaya çalışsam da bunu yaptım. Her şeyin başında çocuğun bir birey olduğunu, onu dinlemem gerektiğini, onun da fikirleri, kararları olabileceğini öğrendim. Eskiden oğlumu geçiştiriyordum. Onun boy hizasına gelip göz teması kurmanın önemli olduğunu öğrendim. Çocuk gelişimi üzerine çok kitap okumama rağmen eksikliklerim olduğunu fark ettim. Oğlumu dinlemeyi örendim. Ben onu dinlediğim için daha mutlu ve heyecanlı şekilde anlatıyor. Evdeki kararları alırken onun fikrini de soruyoruz. Eskiden alışverişe gideceğim zaman çok mızmızlanır, gördüğü şeyleri ister, almayınca da ağlardı. Bu yüzden çok strese girerdim. Program sayesinde bununla da baş etmeyi öğrendim. Strese maruz kalan çocukların beyin gelişiminin bile gerilediği anlatıldı. Kendi patlamalarımın çocuğuma yansımasına izin vermiyorum artık. Oğlum düşmesin diye hep elini tutardım, merdivenlerden inerken kucağıma alırdım. Aslında tüm bunların çocuğun kendine olan güvenini zayıflattığını öğrendim. Eskiden çok korumacıydım ve bunun doğru olduğunu sanıyordum. Türkiye Vodafone Vakfı ve AÇEV’in Anne Destek Programı bu anlamda çok faydalı oldu. Her anne eğitim almalı.”

‘ARTIK ÇOCUĞUMA DAHA FAZLA ŞANS VERİYORUM’

İkinci çocuğu düşündüğünü de belirten Arzu Uzun, Muhittin’i büyütürken çok zorlandığını, hatta o ağlarken kendisinin de onunla birlikte ağladığını söylüyor. Ancak Anne Destek Programı’yla öğrendiği bilgiler sayesinde ikinci çocuğunu daha iyi yetiştirebileceğini belirtmeden de geçemiyor:

“Şimdi bir çocuğu ağlarken gördüğümde gazı olduğu için mi, yoksa başka bir nedenden mi ağladığını biliyorum. Aldığım eğitimler sayesinde bir çocuğum daha olursa onu daha sağlıklı yetiştirebileceğimi biliyorum. Öğrendiğim bilgileri etrafımdakilerle de paylaşıyorum. Eşime de edindiğim bilgileri aktarıyorum. Çocuğumu yetiştirirken ikimizin de tutarlı olması gerektiğini biliyorum. Artık çocuğuma daha fazla şans veriyorum. Her fırsatta onu destekliyorum ”

Oğlunu gelecek yıl da anaokuluna göndermeye devam edeceğini ifade eden Arzu Uzun, “Gelecek yıl da aynı eğitimlere katılmayı düşünüyorum. Okul döneminde çocuğa doğru yaklaşım, ergenlik ve sınav gibi daha ileri yaş gruplarına yönelik eğitimler olursa onlara da kesin katılırım. Çünkü her yaşın kendine göre yaklaşımı farklı. Anneler olarak daha çok eğitime ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Çünkü bizler, Türkiye’deki annelerin çoğunluğu anneliği kendimizi harap ederek yaşıyoruz. Özellikle ben, çocuğumun ilk üç yaşında kendimi çok yıpratmışım. Eğitimlerden sonra bunu daha iyi anladım. Annelere tavsiyem çocuklarına şans vermeleri, onları hep teşvik ve takdir etmeleri, davranışlarıyla onlara örnek olmaları” diyor.